info@ozdenguclulegal.com
+90-212-2314083

START-IP

Dünya gazetesinde yer alan 14.07.2014 tarihli bir habere göre; “İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıklandığı Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasındaki veriler bazında, değerlendirmeye alınan 470 şirketten düşük ve orta düşük teknolojili yoğunluklu üretim yapan 349’u, toplam katma değerin yüzde 80’ini üretirken, orta ileri teknoloji yoğunluklu şirketlerin katma değer üretimindeki payı yüzde 17.8, yüksek teknoloji yoğunluklu şirketlerin payı ise yüzde 2.6 olarak belirlendi. Dolayısıyla Türkiye, sanayide miktar ve oransal olarak en yüksek brüt katma değeri ‘düşük teknoloji’ yoğunluklu sektörlerden elde ediyor.” (http://www.dunya.com/ekonomi/3-sektor-yuksek-vergiyle-katma-deger-sampiyonu-haberi-251840 ) İstanbul Sanayi Odası’nın 2015 yılında yaptığı aynı araştırmaya göre ise; “Şirketlerin Ar-Ge harcamaları, bir önceki yıla göre yüzde 7 artarak 3,35 milyar TL’ye ulaştı ancak üretimden satışlara oranı ise yüzde 0,74 olarak aynı kaldı. Şirketlerin teknoloji yoğunluğuna göre yarattıkları katma değer dağılımı 2014 yılı ile hemen hemen aynı düzeyde kaldı.

İlk 500’de orta yüksek ve ileri teknoloji yoğunluklu sektörlerdeki firmaların yarattığı katma değer payı yüzde 22,1’de kaldı.” (www.iso.org.tr/file/2016.06.09-basin-bulten-500buyuk-5605.pdf ) Araştırmanın, Türkiye’nin nitelikli üretim ile yeni bir ekonomik büyüme hikayesi yazması gerektiğini ortaya koyduğunu belirten İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Dünyada nesnelerin interneti konuşulurken, üretim, Sanayi 4.0 ile bambaşka bir evrim yaşarken, Türkiye’nin mevcut tabloyu mutlaka değiştirmesi gerekiyor. Orta gelir tuzağından kurtulmak ve yeniden üretim ekonomisine dönerek bir başarı hikâyesi yazmak istiyorsak, ekonomik büyümemizin niteliğini geliştirmek durumundayız. Bu yeni büyüme hikâyesinin, Ar-Ge çalışmalarıyla desteklenen, yüksek teknolojik ürünlere, tasarıma, markalaşmaya yönelik olması gerekiyor. Böylece büyüme niteliksel ve rakamsal olarak anlam kazanacak ve Türkiye’ye katkı sağlayacak” dedi.

Yukarıda yer verdiğimiz veri ve haberlerden de anlaşılacağı üzere ülkemizin ileri teknoloji bazlı katma değeri yüksek ürünler üretimi tüm sanayi sektörü içinde ancak %22.1 oranını geçemiyor. Bu oranın ileri teknoloji üreten ülkelerin sanayileri ile karşılaştırıldığında çok düşük olduğu da ortada. Tüm dünyada Endüstri devriminin dördüncü ayağı olarak tanımlanan, son iki yıldır da adaptasyon çalışmaları ivme kazanan Endüstri 4.0 hareketinin daha hızlı, daha esnek, kalitesi daha yüksek ve daha verimli bir sanayi yolculuğunu tanımladığı çok net iken ülkemiz sanayisinin katma değeri yüksek ürünlerin sayısını arttıramamış olması önümüzde çözülmesi gereken çok önemli bir sorun olarak duruyor. İşte bu noktada Özden & Güçlü Hukuk olarak, bu açığın kapanmasında önemli bir fayda sağlayacak teknoloji bazlı katma değeri yüksek ürünler üretmek üzere kurulmuş Start-Up’ların ekosistemde önemli bir yeri olacağına inanıyor ve bu şirketlere elimizden geldiğince destek olmayı hedefliyoruz.

Yenilikçi fikirlerle yüksek katma değerli ürünler üretmek üzere kurulmuş Start-Up’ların doğru bir strateji ile doğru adımlar atabildiklerinde değerlerini onlarca kat arttırabilecekleri dünyadaki örneklerine bakıldığında su götürmez bir gerçek. Bugün bir Apple, bir Whatsapp, bir Facebook ve bunlar gibi diğerleri değeri milyarları bulan şirketlere dönüşmüşler ise bu dönüşümün doğru stratejilere dayalı olarak gerçekleştirildiğini söylemek pek de yanlış olmayacaktır. Adını andığımız şirketlere bu gücü verenin maddi varlıklarından ziyade markaları gibi, yazılımları gibi, patentleri gibi gayrı maddi varlıkları olduğunu da unutmamamız gerekiyor.

Büyük bir şirkete göre daha organize, daha kıvrak ve şartlara daha kolay adapte olabilen bir Start-Up’ın ülkemizde de dünyadaki örnekleri gibi geleceğin değer yaratan değerli bir şirketi haline gelebilmesi bize göre bugünün şartları ile oldukça mümkün. Fakat bunun için yaratıcı fikir temelli ürünleri bakımından Start-Up’ların da tıpkı aynı bazlı ürün gamına sahip orta ve büyük ölçekli şirketler gibi doğru bir fikri hak stratejisine sahip olmaları gerekiyor.

İki yıl önce Start-Up dünyasına adım atan ve belli bir süre bir melek yatırım ağına da üye olan Özden & Güçlü Hukuk, bu alandaki eksikliğin farkına vararak hizmetleri arasına Start-Up’lar için geliştirdiği “Start-IP” isimli stratejik fikri haklar yönetim hizmetini de eklemiştir. Teknolojiye dayalı katma değeri yüksek ürün üretme ve pazarlama potansiyeli olan Start-Up’ların gerek gelir ve gerekse farkındalık eksiklikleri nedeniyle koruma altına almaları gereken fikri hakları zamanlı olarak koruma altına almayı ihmal ettikleri ya da zamanında gerekli fikri hak yönetim süreçlerini belli bir strateji doğrultusunda işletemedikleri için hak kaybına uğradıkları, dolayısıyla da baskın olan yönetim zafiyetleri nedeniyle –aslında hiç de zorunlu değilken- zor duruma düştükleri gözlemlenmiştir. Oysa doğru bir fikri hak stratejisi Start-Up’ların ilk günden itibaren değerini yükseltecek ve ihtiyaç duyduğu yatırım ve yatırımcıları kendisine çekecek en önemli enstrümanlardan birisidir. Bu nedenle bir Start-Up’ın tıpkı ürün gelişimine, üretimine, pazarlamasına ve muhasebesine ayırdığı kaynak gibi doğru fikri hak stratejisi oluşturma hizmetine de kaynak ayırması zaruridir.

 

“Start-IP” ürünü ile Start-Up’ın 4 adımda doğru bir fikri hak stratejisine kavuşması sağlanmaktadır. Özetle; önce şirketin ticari hedefleri belirlenerek bu hedefler ile bağlantılı gayri maddi varlıkları (“IP Assets”) tespit edilmekte, akabinde şirketin gayri maddi varlıkları üzerindeki fikri haklarıyla bağlantılı rekabetçi ortamı (“Competitive Landscape”) belirlenmektedir. Şirketin gayri maddi varlıkları ticari hedefleri ile uyumlu bir hale getirildikten sonra şirketin fikri haklar stratejisi formüle edilmekte ve uygulamaya geçirilmektedir. Şirketin değer artışı ve doğru yatırımcıları kendine çekebilmesi için ürünlerinin doğru fikri haklarla, doğru başvuru stratejileri ile korunması da önem taşıyan başka bir husustur. Özden & Güçlü Hukuk, bunu yıllara dayalı deneyimi ve alanında uzman çözüm ortakları vasıtasıyla Start-Up’ların gelir dengesini de gözetir uygun bir ücret modeli ile yerine getirmeye çalışmaktadır.